Renkleri Boyayan Yağmur Damlası

Renkleri Boyayan Yağmur Damlası
Gökyüzünün çok ama çok yukarısında, insanların göremediği pamuk gibi yumuşacık bulutların arasında gizli bir ülke vardı.
Bu ülkeye Bulutlar Ülkesi denirdi.
Burada milyonlarca küçük yağmur damlası yaşardı.
Her sabah güneş doğduğunda damlalar sıraya girer, bulutlardan yeryüzüne doğru süzülerek nehirleri, çiçekleri ve ormanları beslerdi.
Fakat içlerinden biri diğerlerinden biraz farklıydı.
Adı Lilaydı.
Lila'nın içinde minicik, gökkuşağı gibi parlayan renkler vardı.
Diğer damlalar yalnızca berrak görünürken, Lila güneş ışığı vurunca hafifçe renklenirdi.
Bazıları ona hayran kalıyor, bazılarıysa fısıldaşıyordu.
"Keşke bizim gibi olsaydı..."
Lila her geçen gün daha sessiz olmaya başladı.
Bir gün yaşlı Bulut Ana onu yanına çağırdı.
"Farklı olduğunu biliyorum."
"Ama bunun nedenini sen de yakında öğreneceksin."
Tam o sırada gökyüzünü gri bulutlar kapladı.
Rüzgârlar yön değiştirdi.
Yağmur başlamıştı.
Lila ilk kez yeryüzüne doğru düşüyordu.
Rüzgâr onu yemyeşil bir vadinin üzerine bıraktı.
Fakat aşağıya indiğinde gördüğü manzara onu çok üzdü.
Çiçeklerin renkleri solmuştu.
Kelebeklerin kanatları griydi.
Kuşlar bile eskisi gibi neşeli şarkılar söylemiyordu.
Yaşlı bir papatya usulca konuştu.
"Renklerimizi kaybettik."
"Artık gökkuşağı uzun zamandır görünmüyor."
Lila ne yapacağını bilemedi.
Tam o anda güneş bulutların arasından küçük bir ışık gönderdi.
O ışık Lila'nın içindeki renklerle buluştu.
Bir anda...
Minik damla gökkuşağının bütün renkleriyle parlamaya başladı.
Yere düştüğü her çiçek yeniden rengini buldu.
Kırmızı laleler...
Mor menekşeler...
Sarı papatyalar...
Mavi çan çiçekleri...
Hepsi yeniden canlandı.
Kelebeklerin kanatları parladı.
Kuşların tüyleri ışıldadı.
Vadideki çocuklar gökyüzüne bakıp sevinçle bağırdı.
"Gökkuşağı!"
O anda Lila gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı oluşturdu.
Bulutlar Ülkesi'ndeki bütün damlalar hayranlıkla onu izliyordu.
Bulut Ana gülümsedi.
"İşte bu yüzden farklıydın."
"Dünya bazen yalnızca suya değil..."
"Renge de ihtiyaç duyar."
Lila artık farklı olmaktan utanmıyordu.
Çünkü anlamıştı ki...
Her damlanın aynı olması gerekmezdi.
Bazıları toprağı sular.
Bazıları nehirleri doldurur.
Bazıları ise insanların kalbine umut taşıyan gökkuşaklarını oluştururdu.
O günden sonra yağmur yağdığında çocuklar gökyüzünde beliren gökkuşağına bakıp gülümserdi.
Ve büyükanneler torunlarına hep aynı cümleyi söylerdi:
"Her gökkuşağının içinde, kendine inanmayı öğrenmiş cesur bir yağmur damlası yaşar."

Benzer Masallar