Luna ve Kayıp Yıldızların Ormanı | Çocuklar İçin Uzun Uyku Masalı

Luna ve Kayıp Yıldızların Ormanı | Çocuklar İçin Uzun Uyku Masalı
Gökyüzünün bütün yıldızları aynı anda parladığında, dünyanın hiçbir yerinde karanlık tam anlamıyla karanlık olmazdı.
Çünkü her yıldızın yalnızca ışığı değil...
Bir görevi vardı.
Kimisi cesaret dağıtırdı.
Kimisi umut.
Kimisi güzel rüyalar.
Kimisi ise çocukların kalplerine hayaller fısıldardı.
Fakat kimsenin bilmediği çok eski bir sır vardı.
Gökyüzünden düşen yıldızlar yok olmazdı.
Hepsi...
Uzak diyarlardaki Kayıp Yıldızlar Ormanı'na giderdi.
Orası haritalarda bulunmazdı.
Ne pusulalar onu gösterebilirdi...
Ne de yetişkinler o yolu görebilirdi.
Çünkü o ormanın kapıları yalnızca...
Kalbinde iyilik taşıyan çocuklara açılırdı.
...
Bir dağın eteğinde, rengârenk çiçeklerle çevrili küçük bir kulübede yaşayan sekiz yaşındaki Luna, geceleri uyumadan önce mutlaka yıldızları sayardı.
Her gece aynı şeyi söylerdi.
"İyi geceler yıldızlar..."
Ve gökyüzündeki en parlak yıldız sanki ona göz kırpardı.
Bir gece...
Gökyüzüne baktığında bir şeylerin eksik olduğunu fark etti.
Bir...
İki...
Üç...
Onlarca yıldız yok olmuştu.
Gökyüzü hiç olmadığı kadar sessizdi.
O gece Luna rüyasında garip bir ses duydu.
"Luna..."
"Luna..."
"Bizi bul..."
Sabah uyandığında yastığının üzerinde minicik, ışıldayan gümüş renkli bir yaprak vardı.
Hayatında böyle bir yaprak hiç görmemişti.
Yaprağın üzerinde altın renkli harflerle tek bir cümle yazıyordu.
"Orman seni bekliyor."
Luna heyecanla montunu giydi.
Küçük sırt çantasını aldı.
Ve yaprağın gösterdiği yöne doğru yürümeye başladı.
Ormanın girişine ulaştığında yaşlı bir meşe ağacı konuştu.
"Kalbinde korku mu var?"
Luna dürüstçe cevap verdi.
"Evet."
"Ama yine de devam edeceğim."
Yaşlı ağaç gülümsedi.
"Cesaret...
Korkmamak değildir.
Korkmana rağmen yürüyebilmektir."
Bunun üzerine devasa dallar iki yana açıldı.
Ve Luna daha önce hiç görmediği büyülü ormana adım attı.
...
İçerisi...
Sanki gökyüzü yere inmiş gibiydi.
Çiçekler yıldız gibi parlıyor...
Kelebeklerin kanatları galaksi kadar renkli görünüyordu.
Derelerin içinden su değil...
Sanki ay ışığı akıyordu.
Tam o sırada küçük, tüylü, mavi renkli bir yaratık omzuna kondu.
"Ben Pofi."
"Kayıp yıldızların koruyucusuyum."
Luna şaşırdı.
"Yıldızlar gerçekten kayboldu mu?"
Pofi başını salladı.
"Hayır..."
"Onları korku çaldı."
Luna anlamadı.
"Korku yıldız çalabilir mi?"
"Evet."
"İnsanlar umutlarını kaybettikçe yıldızların ışığı sönmeye başlar."
"Biz de onları yeniden parlatmaya çalışıyoruz."
...
Böylece uzun yolculuk başladı.
İlk durak...
Fısıldayan Göl'dü.
Gölde herkes kendi korkusunu görüyordu.
Luna suya baktığında kendisini yapayalnız gördü.
Gözleri doldu.
Pofi elini tuttu.
"Bazen gördüğümüz her şey gerçek değildir."
Luna gözlerini kapattı.
Derin nefes aldı.
Ve tekrar baktığında...
Gölde artık yalnız değildi.
Yanında ailesi vardı.
Arkadaşları vardı.
Gökyüzündeki yıldızlar vardı.
Korku yavaşça suyun içinde eriyip kayboldu.
İlk yıldız yeniden parladı.
...
İkinci durakta...
Sessiz Rüzgâr Vadisi vardı.
Burada kim konuşursa sesi kayboluyordu.
Tek iletişim yolu...
İyilikti.
Luna yaşlı bir sincabın ağır meşe palamutlarını taşımasına yardım etti.
Hiç konuşmadan.
Hiçbir karşılık beklemeden.
Tam o anda ikinci yıldız gökyüzüne yükseldi.
...
Üçüncü durak...
Gölgeler Tepesi'ydi.
Burada herkes en büyük pişmanlığıyla karşılaşıyordu.
Luna, küçük kardeşine kızdığı günü gördü.
Üzüldü.
Kalbi sıkıştı.
Ama Pofi gülümsedi.
"Hatalar seni kötü yapmaz."
"Onlardan ders almamak yapar."
Luna gözlerini kapatıp içinden özür diledi.
Gölgeler dağıldı.
Üçüncü yıldız da gökyüzüne döndü.
...
Günler geçti.
Her yeni iyilik...
Her cesur adım...
Her güzel düşünce...
Yeni bir yıldızı gökyüzüne geri gönderiyordu.
Sonunda yalnızca tek yıldız kalmıştı.
En büyük...
En parlak...
Umut Yıldızı.
Fakat onu dev bir karanlık bulut sarmıştı.
Bulut konuştu.
"İnsanlar artık hayal kurmuyor."
"Ben kazandım."
Luna sessizce gülümsedi.
"Hayır."
"Ben hâlâ hayal kuruyorum."
"Ve biliyorum ki dünyada milyonlarca çocuk da hayal kuruyor."
O anda...
Ormanın dört bir yanından çocuk kahkahalarına benzeyen ışıklar yükseldi.
Kayıp yıldızların hepsi birlikte parlamaya başladı.
Bulut küçüldü.
Küçüldü.
Sonra tamamen kayboldu.
Gökyüzü...
Hayatında hiç olmadığı kadar aydınlandı.
...
Pofi, Luna'ya küçük gümüş yaprağı geri verdi.
"Bunu sakla."
"Bir gün başka bir çocuk da yolunu kaybederse..."
"Ona yolu sen göstereceksin."
Luna eve döndüğünde herkes onun yalnızca bir kaç saat  uzak kaldığına inanıyordu.
Ama Luna biliyordu.
Bazı yolculuklar...
Saatlerle ölçülmezdi.
Kalple ölçülürdü.
O geceden sonra gökyüzüne bakan herkes yıldızların eskisinden daha parlak olduğunu söyledi.
Ve Luna...
Her gece uyumadan önce yine aynı cümleyi fısıldadı.
"İyi geceler yıldızlar..."
Bu kez...
Gökyüzündeki bütün yıldızlar birlikte göz kırptılar.
Çünkü artık biliyorlardı.
Dünyada umut oldukça...
Hiçbir yıldız gerçekten kaybolmayacaktı.